Amsterdam

Museumplein - Müzeler - Amsterdam Yazısı - Iamsterdam sign

Amsterdam

Özgürlükler şehri Amsterdam’a gitmeye çeşitli sebeplerle “:)!”gitmeye karar vermiş olabilirsiniz. Her ne için olursa olsun keyif alacağınız kesin. Herkese hitap eden yanları var.

Birçok turist gibi şehri gezmeye “I Amsterdam” yazısından başlayabilirsiniz. Burası müzelerin bulunduğu bir alan. Sonrasında müzeleri gezebilir veya Vondelpark’ta ağaçların altında dinlenebilirsiniz.

The Museumplein: Amsterdam’ın müze meydanı. Rijksmuseum, Van Gogh Museum ve Stedelijk Museum Amsterdam burada yer alıyor. Müze gezmek size keyif vermiyorsa buranın sizin için anlamı meşhur “I Amsterdam” yazısı ile fotoğraf çekinmek olacak. Müze severler içinse, Rijksmuseum Hollanda ulusal müzesi olarak sanat ve tarih eserlerini, Van Gogh Museum adından da anlaşılacağı üzere ünlü ressamın eserlerini, Stedelijk Museum ise modern eserleri ifade ediyor olacak. Kısacası herkes kendine göre bir şeyler bulacak. Ayrıca müze binalarının hepsi dışarıdan da birer sanat eseri, kafanızı kaldırmanız yeterli :)

Museumplein - Müze meydanı - Müzeler meydanı - Iamsterdam

The Museumplein

Vondelpark: Her güzel, ünlü, büyük şehir gibi Amsterdam’ın da meşhur ve bir o kadar da büyük parkı var. biz şansımıza yağmurlu bir havada denk geldik, ona rağmen güzel vakit geçirdik. Hava güzelken tadından yenmez muhtemelen.

Vondelpark - Nature - Park - Yeşillik

Vondelpark

Akşam için ilk akla gelen yerlerden biri De Wallen yani Red Light. Burada turlamaya başlamadan önce Oude Kerk ziyaret edilebilir.

De Oude Kerk: Eski kilise anlamına geliyor zaten. 1213’te inşa edilen Amsterdam’ın en eski kilisesi. Meşhur Red Light Mahallesinde yer alıyor. De Wallen sokaklarını gezerken orada yaşananları protesto eden grupların ufak (3-5 kişilik) gösterilerine denk gelebilirsiniz.

Oude Kerk - Eski Kilise - Kırmızı Işık

De Oude Kerk

De Wallen: Nam-ı diğer Red Light District. Genelev mahallesi. Şehrin bu bölgesinde gezmek oldukça entresan. Sanırım dünyada sadece burada yaşanabilecek bir deneyim. Hayat kadınları burada küçük odalar kiralıyorlar. Odaların önü camekan. Herkes içeriyi görebiliyor. Odada müşteri varsa perdeler kapalı. Müsait ise açık. Red light denmesinin sebebi ise eskiden limana yakın olan bu mahallede, hayat kadınları denizciler ile birlikte oluyormuş. Denizciler mahalleye girdiğinde hangi evin genelev olduğunu anlasınlar diye kırmızı ışık yakılıyormuş. Dünyanın birçok yerinde seks turizminin yapıldığı yerler tekin olmayan bölgeler olsa da burada gezmesi de oldukça güvenli ve de turistik. Burayı gezmek hiç de ayıplnan bir durum da değil. Sanırım Amsterdam’ın genel havası bu.

Red Light District - red light street - moulin rouge - kırmızı ışık

Red Light

The Bulldog The First: Biliyoruz ki marijuana Amsterdam’da serbest. Bulldog cafeleri ise en meşhurlarından. Zincirin ilk cafesini gezmek ilginizi çekebilir.

Bulldog - Coffee- Shop - Marijuana - Ot - Cigara - Sigara

The Bulldog The First

Dam Meydanı ve bulunduğu bölge de şehrin önemli noktalarından. Dam’dan Spui Meydanı’na ünlü alışveriş caddesi KalveerStraat üzerinden ulaşabilirsiniz. Dam ve Spui Meydanı çevresini gezdikten sonra gezerken Vleminkx’den patatesinizi alıp Bloemenmarkt’a doğru yürüyebilirsiniz. Bu renkli pazardan sonra akşam yemeği için Cafe de Klos güzel bir seçenek olabilir.

Amsterdam' da ne yenir?

Spui: Amsterdam’ın en güzel meydanlarından biri. Etrafı kafeler, barlar, restoranlarla dolu. Ayrıca Begijnhof girişi de bu meydanda.

De Bijenkorf: Hollanda’nın meşhur departmant store zinciri. En meşhuru ise Amsterdam’ın kalbi Dam Meydanında.

Spui Square - Meydan

Spui

Begijnhof: Amsterdam’ın en güzel avlusu. Begijntjes (Manastır yemini olmadan rahibe olarak yaşayan Katolik birliği) ibadethanesi olarak inşa edilmiş. Şehrin en eski evi olan Het Houten Huis 34 numarada bu avluda yer alır. 26 numara ise Başrahibenin Evi olarak anılır. Tarikatın son üyeler en son toplu olarak burada yaşamıştır. Şu an avludaki evlerde öğrenci veya yaşlı kadınlara kiralanmakta. Gezerken sakinleri rahatsız etmemek adına sessiz olmakta fayda var.

Avlu - En eski ev - Kilise - Rahibeler

Begijnhof

Kalverstraat: Ana alışveriş caddesi. Birçok ünlü markanın mağazalarını bulabileceğiniz renkli caddelerden.

Bloemenmarkt: Rengarenk çiçek pazarı şehrin kesinlikle görülmesi gereken noktalarından. Laleler arasında kendinizi kaybedip bir sürü tohum/fide alabilirsiniz. O çiçekler burada pek yaşamıyor ama heves işte.

Lale - Çiçek - Amsterdam

Bloemenmarkt

Waterlooplein bölgesini gezerken meşhur bit pazarını ve Rembrandt müzesi de ilginizi çekebilir.

Waterlooplein Market: En eski ve en ünlü bit pazarlarından. Özellikle buraya zaman ayırmayabilirsiniz ama Pazar seviyorsanız ve oteliniz buralara yakınsa göz atmanızda fayda var.

Rembrandt House Museum: Sanat ve özellikle de Rembrandt hayranıysanız burası ilginizi çekecektir. 1639-1656 yılları arasında burada yaşamış kendileri.

Rembrant Evi Müze

Rembrandt House Museum

2.Dünya Savaşı’nı gözler önüne seren mekanlardan biri olan Anne Frank Haus’u görmeden dönmek olmaz. Oraya kadar gitmişken de Cafe Winkel 43’e bir uğrayın. Harika Apple Pie  yapıyorlar. Yanında naneli çay istemeyi unutmayın.

Anne Frank Haus: 2. Dünya Savaşı zamanında Anne ve ailesinin Nazilerden gizlenmek için 2 yıl boyunca saklandığı ev sonradan müzeye çevrilmiş. Savaşı ve hapis hayatına yakın bu yaşamı müze gözler önüne seriyor. Önünde her zaman kuyruk var. O yüzden gitmeye kararlıysanız önceden biletinizi internetten ayırtın.

Amsterdam’a kadar gelmişken şehrin simgelerinden yüzen evleri görmeyi ve bir kanal turu yapmayı ihmal etmeyin. Hele zamanınız varsa yel değirmenlerini yakından görmek için Zaanse Schans’a da en az yarım gün ayırırsanız pişman olmazsınız.

Brouwersgracht: Kanallarda ev olarak kiralanan ve kullanılan yüzen evleri görebilirsiniz.

Yüzen - Evler - Amsterdam

Brouwersgracht

Canal Cruise: Alın elinize içeceklerinizi, meydandan patates kızartmanızı ve kanallarda gezinti keyfi yapın. Turların birbirinden pek bir farkı yok. Size yakın olan fiyatı da makul gelen birini tercih edebilirsiniz.

Zaanse Schans: Amsterdam’a kadar gelip Hollanda’nın yel değirmenlerini ziyaret etmeden dönmek olmaz. Amsterdam tren garından (Amsterdam Centraal) trenle yaklaşık 35 dakikada veya otobüsle yaklaşık 45 dakikada ulaşabileceğiniz mesafede bir köy. Köye vardığınızda çikolata kokusu sizi karşılıyor. (evet ufak bir çikolata fabrikası da var köyde). Peynir üretimini, çikolata üretimini ve Hollanda’nın meşhur ahşap ayakkabılarının yapımını inceleyebileceğiniz atölyelerin yanı sıra hala çalışan yel değirmenlerini gezebilirsiniz.

Zaanseschans - yeldeğirmeni - rüzgar gülü - windmill

Zaanse Schans

Heineken Experience: Heineken birasının üretim sürecini bir eğlence parkı mantığıyla size sunan mekan. Eğlenceli ama zaman ayırmaya değer mi bilemedik. Eğer kısa bir süre için Amsterdam’daysanız bizce gerek yok. Bunun yerine Amsterdam sokaklarında patates yiyip bira içmek insana daha çok şey katabilir.

Heineken Experience - Heineken Fabrika - Heineken Brewery - Heineken Brouwery

Heineken Experience

Booking.com
TOP